HENDESE Dergisinin 4. Sayısı Yayımlandı!
2165 kez okundu

Pdf Olarak İndir


HENDESE Dergisinin 4. Sayısı Yayımlandı!

Hendese dergisinin dördüncü sayısıyla huzurlarınızdayız. Bu sayıda yine toplumu, insanı ve şehri derinden ilgilendiren bir kapak konusu seçtik: Enerji. Enerji, gittikçe şehirlerde yoğunlaşan teknoloji bağımlısı modern insanın vazgeçilmezi haline gelmiş durumda. Dergimizin elimize ulaştığı günlerde bu acımasız gerçekle bir kez daha yüzleştik. Türkiye genelinde enerji şebekesinde meydana gelen çökme sadece Türkiye’nin değil dünyanın da gündemini meşgul etti. Kısa bir süreliğine de olsa enerjisiz bir yaşam için ne kadar deneyimsiz olduğumuzu müşahede ettik. 2014 yılında da Soma, Ermenek maden kazaları ve ülke çapında yaşanan kuraklıktan ötürü gündemimizde hep enerji vardı. Dolayısıyla bu kadar bizi derinden etkileyen bir konuyu işlemek Hendese dergisi için kaçınılmaz hale geldi. Ancak bununla birlikte Hendese dergisi ilk sayısından itibaren hem gündemin esiri olmamayı hem de gündemin tamamen dışında kalmamayı başarmaya çalışıyor. Bu sayıda da kapak konusu dışına taşan birbirinden güzel yazılar dergide kendine yer buldu.

“Modern Tüketim Alışkanlıkları ve Enerji” başlıklı yazısıyla Abdullah Karadağ enerji konusunu, alışılagelmişin dışında, arz penceresinden değil talep penceresinden irdeliyor. Yazının sonuna geldiğinizde enerji meselesinin artık size “tüketim toplumu”nu çağrıştırdığını göreceksiniz.
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin çok değerli iki profesörü, Zekai Şen ve Ali Uyumaz hocalarımızla yaptığımız röportaj ise ülkemizin enerji kaynakları konusunda zihnimizde yeni pencereler açıyor. Su konusunda ülkemizde otorite olarak kabul edilen hocalarımızla sohbetimiz ebetteki zaman zaman su konusuna kayıverdi. Enerji ile bu kadar iç içe geçmiş bir konu için zaten aksi düşünülemezdi.
Teknik elemanların çıkardığı bir dergiye yakışır şekilde kapak konusunun daha iyi kavranabilmesi için farklı enerji kaynakları için “nasıl” sorusunun cevabını veren birkaç makaleyi sizlere sunmayı da unutmadık. “Buharın Gücü” yazısıyla Ümit Güneş buhar enerjisini ve termik santralleri bilim tarihi tadında sizin için kaleme aldı. Mehmet Arif Kaya ise geleceğin enerji kaynağı gözüyle bakılan ama bir türlü pratik hayatta hak ettiği yeri alamayan “Yakıt Pilleri”ni ele aldı. “Çöpün Yahşi Cazibesi” yazısıyla İlker Sel, “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Dayalı Elektrik Üretimi” yazısıyla Fazlı Şener, “Dünyada ve Türkiye’de Jeotermal Enerji” başlıklı yazısıyla Doç Dr. Ahmet Dağdaş farklı enerji türlerine dair aydınlatıcı makaleler kaleme aldılar. Doç. Dr. Erol Kam ise “Nükleer Bilim ve Teknoloji Hizmetinde 52. Yıl” başlıklı makalesinde Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin 52 yılını ve geleceğini anlattı.

Türkiye’de tüm çabalara rağmen yayılamayan çevreye duyarlı elektrikli araçların Oslo’da nasıl planlı bir şekilde yaygınlık kazandığını Mehmet Akif Levent bize ustaca anlatıyor. “Kentlerde Elektrikli Araçların Kullanımı” başlıklı yazıyı okuduktan sonra neden hala sürekli olarak egzoz solumaya devam ettiğinizi kendinize ve kentinize soracaksınız.

İstanbul menşeli bir dergi olarak istesek de İstanbul’suz bir sayı çıkaramıyoruz. İliklerimize kadar işlemiş bu şehri görmezden gelmek ne mümkün! “Salı Tekkesi Sokağı’na Ne Oldu?” yazısıyla M.Akif Köseoğlu İstanbul’un kayıp kadim sokaklarını sorguluyor. “Sinemada İstanbul’a Güzelleme ve Ahh Güzel İstanbul” yazısında Kamil Ergin yeşil çam filmlerinde kalan İstanbul’u anlatıyor. Yazıda bahsi geçen filmleri yeniden ve farklı bir gözle izlemek isteyeceksiniz. Sevgisini itiraf edemeyen âşıklar gibi bir türlü “İstanbulluyuz” diyemeyen İstanbul sakinlerinin okuması gereken bir yazıyı Mukadder Gemici kaleme aldı. Bir de “gülü seven dikenine katlanır” deyip kabullendiğimiz dikenleri var İstanbul’umuzun. Dr. Fatih Gündoğan, İstanbul veya başka bir şehir ile birlikte anılmasını istemediğimiz dikenlerden olan trafik problemini yazdı. Gündoğan, “Trafik Mühendisleri Yel Değirmenlerine Karşı” başlıklı yazısıyla şehir plancılarının kuyuya attığı taşları çıkarmaya çalışan çağımızın Don Kişot’larının mücadelesini ironik bir dille anlatıyor.

Kim demiş teknik elemanlar şiir yazamaz diye? Yakup Yıldız ve “Gölgenin Çığlığı”. İşte bunlar hep şiir!

Rabbimizden çalışmalarımızı bereketli kılmasını ve bildiklerimizle amel etmeyi nasip etmesini diliyoruz. 

Yorum Yazın
(Lütfen karakterleri girin.)
Yorumlar