Editörümüz Fatih KAFALI İstanbul Büyükşehir Ailesi dergisi 38. sayısına konuk oldu
1896 kez okundu

Pdf Olarak İndir


.
Bu derginin bir derdi var!

Geçen sene, Sirkeci Tren Garı’ndaki Dergi Fuarı’nda karşılaştık Hendese Dergisi ile. Önce kapağı, sonra 
da ismi ilgimizi çekti. Elimize alıp baktığımızda ise sadece tasarımıyla değil, içeriğiyle de farklı bir 
dergiyle karşı karşıya olduğumuzu anladık. Hoş bir sedası olan Hendese kelimesi, Arapça kökenli ve 
Türkçede geometri manasına geliyor. Mühendis kelimesinin kökeninde de hendese sözcüğü 
var. Mühendis, “hendese” ile yani geometriyle meşgul olan kimse demek. İşte Hendese dergisi 
de, yazarlarının büyük bir kısmı mühendis ve mimarlardan oluşan bir dergi. 2013 senesinin 
ocak ayında yayın hayatına merhaba diyen derginin editörlüğünü Fatih Kafalı üstlenmiş. Fatih 
Kafalı içimizden birisi! Büyükşehir Ailesi’nin bir üyesi yani. Coğrafi Bilgi Sistemi Müdürlüğü’nde 
şef olarak görev yapan Fatih Kafalı ile Hendese’nin hikâyesini konuştuk.
Derginin isminden başlayalım mı sohbetimize? Neden Hendese?
Hendese, bir Sivil Toplum Kuruluşu olan Teknik Elemanlar Derneği, kısa ismi ile TEKDER’in çıkartmış olduğu bir dergidir. Geçmiş 
yıllarda, TEKDER bünyesinde ismi “Teknik Eleman” olan bir dergi çıkartıyordu. Ancak Teknik Eleman dergisi, daha çok bir bülten 
niteliğindeydi ve ağırlıklı olarak teknik makalelere ve derneğin yaptığı çalışmaların haberlerine yer veriyordu. Yani, eğer okuyucu 
teknik bir dile aşina değilse ve içinizden biri değilse bu dergiyi alıp okuması ve kendilerinden bir parça gibi hissetmesi mümkün 
olmuyordu, olmadı da. İsme karar vermeden önce dergi mi, bülten mi sorusuna cevap aradık. Kesinlikle dergi olmalı, TEKDER 
bünyesinde çıkmalı ancak kendi markasıyla var olmalı dedik. Son olarak da öyle bir isim bulmalıyız ki hem bizi (mühendis ve 
mimarları), hem eskiye özlem duyanları kucaklamalı, hem de ismi ile insanların dikkatini çekmeli dedik. Bu kapsamda isimler 
söylenmeye başladı. Derginin yayın sekreteri olan Ümit Güneş “Hendese” ismini ortaya attı, başlangıçta çok sıcak gelmese de 
sonrasında anlamını düşünüp, birkaç kez de sesli telaffuz edince Hendese ile aramızda bir ünsiyet oluşmaya başladı. Başkaları 
tarafından kullanılmadığını da öğrenince, hemen isim hakkını aldık ve çalışmalara başladık. 
Derneğinizden bahsettiniz demin, TEKDER nasıl bir dernektir? 
TEKDER 1987 yılında kuruldu. Yaklaşık 4300 üyemiz var. İBB ‘de aidari bölümlerde görev yapan pek çok mimar ve mühendis bizim 
üyemiz. Başkanımız Kadir Bey, Genel Sekreterimiz Hayri Bey de derneğimizin üyesidir. Ben de, sekiz yıldır derneğin yönetim kurulu 
üyesiyim. Derneğin, birçok kademesinde görev aldıktan sonra şimdilerde derginin, dernek adına sorumluluğunu ve editörlüğünü 
yapıyorum. 
Hendese hangi ihtiyaçlardan doğdu? Hangi cümlelerin sesi olmayı istiyor?
Hendese’yi hazırlamadan önce, derneklerin çıkarttıkları dergileri şöyle bir inceledik. Yalnızca dernek camiasında değil, dergi 
camiasında da bir boşluk olduğunun farkına vardık. Çıkartacağımız derginin bu boşluğu doldurmasını arzu ettik ve bu minvalde 
çalışmalara başladık. Sosyal bilimlerle ilgilenenlerin çıkarttıkları edebiyat, şiir, tarih ve felsefe konularında yayın yapan dergilerin 
sayısı çok fazla hatta piyasada bu konuları içeren dergiler ağırlıkta idi. Teknik tarafta çıkartılan dergilerde ya çok teknik, ya da bülten 
formatında idi. Bu ikisinin arası da, işte bizim boşluk olarak ifade ettiğimiz alanı işaret ediyordu. Biz üniversitelerin teknik 
bölümlerinden mezun olan insanlar arasında biraz kitaplarla teşriki mesai yapmış, bir şeylerin kaygısını duyan insanlarla çalışıyoruz. 
Aramızda Mimar Cihan Aktaş, Ulaşım Mühendisi Fatih Gündoğan, Elektronik Haberleşme Mühendisi Abdullah Karadağ gibi yazarlar 
var. Cihan Aktaş hanımefendinin tabiri ile Hendese okunmadan kenara konulabilecek bir dergi değil. 
Tarzımızı kısaca şöyle özetleyebiliriz; biz akademik bir dergi değiliz ve mümkünse akademik bir dile sahip yazıları yayımlamak 
istemiyoruz. Edebi dili ve üslubu olan yazıları tercih ediyoruz. Okuyucu, Hendese’yi eline aldığında hiç duraklamadan okusun 
istiyoruz. Sosyal Bilimler alanı ile meşgul olan insanların da dergimizi okumasını arzu ediyoruz. Çünkü yakın zamanda edindiğimiz bilgi 
(dergi okuma alışkanlığından dolayı) okuyucularımızın çoğunun sosyal bilimler alanı ile iştigal edenler olduğu bilgisidir. Dergimizin 
çok sayıda insana ulaşması en büyük hedefimiz. İnsanı ilgilendiren, insana dokunan her konu ister teknik olsun ister olmasın 
Hendese’nin ilgi alanına giriyor. Biz disiplinlerin birbiri ile bu kadar kopuk olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bugün yaşadığımız 
problemin temelinde de aslında bu yatmaktadır. Yani kavramsal olanla, sayısal olanın keskin bir çizgi ile ayrılmasıdır. Mühendislik 
ve mimarlık eğitimi alanların mantık ve felsefeden uzak yetişmesi, sosyal bilimler alanında çalışma yapanların da geometri (şekil 
bilgisi) almaması birbirinden kopuk disiplinlerin oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Hangi alanda çalışırsak çalışalım, amacımızın 
insana ve insanlığa hizmet olduğunu düşünürsek, en azından ortak paydayı bu şekilde ifade edersek zihin dünyamızın gelişmesi adına 
çok büyük bir adım atmış oluruz. 
Hendese, yayın hayatına “Şehir ve Medeniyet” kapak konusuyla giriş yaptı. Ve ilk sayısında medeniyet bizim için ne ifade ediyor, 
şehir medeniyetin neresine düşüyor, insan ve şehir arasında nasıl bir ilişki var sorularına yanıt aradı. 
İkinci sayısında ise “Bilim Tarihi ve Felsefesi” konusunu ele aldı. Bu sayıyı çok önemsiyoruz biz. Neden, diye soracak olursanız bunun 
iki sebebi var. Birincisi, bu alanda bizim gördüğümüz kadarıyla yapılan, çalışmaların tarihi bir olay gibi aktarılmasıydı ki, biz bunu 
doğru bulmuyoruz. İkincisi de klasik tabir ile ilim, modern tabirle bilimle uğraşan ve/veya uğraşmayı düşünen insanlara bazı şeyleri 
hatırlatmak istiyoruz. Klasik ilim anlayışında, Mantık-Geometri-Felsefe bilmeden hiçbir ilmi çalışmaya başlayamazsınız. Hangi 
alanda çalışırsanız çalışın, bu üç disiplin ilim adamı yetiştirmek ve/veya ilim adamı olabilmek için klasik dönemde gerekliydi. 
Maalesef, eğitim sistemimizdeki temel çarpıklıklar kültürel bir zemin oluşmasının önünü tıkamakta ve sözellikten yoksun, 
düşünce sistemini çalıştıramayan, soru sormayı beceremeyen, hatta soru sorma gereği bile duymayan, bilimsel şüpheden uzak, 
ezbere dayalı, formüllere hapsolmuş mühendislerin ve bilimi sadece tarih alanına hapsetmiş sosyal bilimcilerin yetişmesine 
sebep olmaktadır. 
O nedenle de, biz Hendese’de değindiğimiz meselelerin mantığını ve felsefesini vermeye çalışıyoruz. Tamam, geçmişte biz bunları 
yapmışız ama hangi bilgi ve tecrübeyle yapabilmişiz acaba? Hangi iştiyakla yapmışız? Şimdi, biz de aynı mantık ve felsefeyle 
benzer ürünler çıkarabilir miyiz? Biz, bu soruların peşindeyiz. Böyle sorular sormadığımız için Bilim Tarihini şimdi masal gibi okuyor, 
konuşuyoruz. Ve bu da bizi, hiçbir yere ulaştırmıyor maalesef. Hendese olarak biz, gençlere mühendis ve mimar adaylarına 
soru sorma kabiliyetini kazandırmayı, geçmişte yapılanları tekrar yapabilme cesaretini aşılamayı ve bir nebze olsun ümitlendirmeyi 
hedefliyoruz. 
Hendese’nin son sayısında ise Kentsel Dönüşüm bağlamında “Dönüşen Şehir ve İnsan” kapak konusu ile dönüşümün çok 
dikkatli yapılması gerektiğini ve şehirlerin insanları dönüştürdüğünün göz ardı edilmeyecek kadar önemli olduğunu vurgulamaya 
çalıştık. Küresel güçlerin 21. yüzyıl siyasetini, siyasetin aktörlerini ve toplumu şehirler üzerinden dizayn etmeye, şekillendirmeye 
çalıştıklarını dikkatlere sunduk. Bu sebeple yapılacak her çalışmanın atılacak her adımın öneminden bahsettik.
Dergi çıkarmak zahmetli ve maliyetli bir iş. Hazırlarken ve yayımlarken zorlanıyor musunuz?
Hendese, benim çocuğum gibi oldu. Dergi çıkana kadar çok zorlandığımı söyleyebilirim. Dergi elinize ulaştığında, onun 
kokusunu aldığınızda, sayfalar arasında gezindiğinizde, defalarca okumanıza rağmen sanki ilk defa okuyormuşçasına okuduğunuzda 
bütün yorgunluğunuz, yaşadığınız bütün sıkıntılar uçup gidiyor diyebilirim. Kapak konusunu belirledikten hemen sonra röportaj 
yapacak kişileri belirliyoruz. Röportajları yapmadan önce uzun bir hazırlık süreci yaşıyoruz. Röportaj yapacağımız kişinin 
ulaşabildiğimiz tüm yazılarını ve röportajlarını okuyarak ve soruları önceden hazırlayarak gidiyoruz. Böylece hem bizim için, hem 
röportajı yaptığımız kişi için hem de okuyucu için daha doyurucu bir söyleşi sunuyoruz.
Yazı bulmak, sıkıntılı olabiliyor tabii. Çevremizde yazan, okuyan arkadaşlar var. İlk önce onlardan istiyorum. Daha sonra da 
konuyla ilgili uzman kişilere ulaşmaya çalışıyorum. Kapak konusu üzerine çalışma yaparken şöyle bir yol takip ediyoruz. Önce kapak 
konusunu tek başına ele alıyoruz. Sonra da onun yan kolları ve insana ulaşan, etki eden kısımlarına değiniyoruz. 
Konularımızı da şöyle belirliyoruz; kapak konusunu 2 sayı önceden karar vermiş oluyoruz. Mesela, 4. Sayımızın konusu 
enerji, 5. Sayımızınki ise ulaşım olacak. Konuyu işlerken de kendi üslubumuzla meramımızı anlatacağız, tabi ki. Çünkü enerji 
kullanırken de Müslümanız, trafikte de Müslümanız. O yüzden de, yazılarımızda kırmızı ışıkta geçildiğinde hakka girildiğinden 
de bahsedeceğiz; ideal şehir ulaşımının nasıl olması gerektiğini de irdeleyeceğiz. Yani konularımız teknik gibi gözükse de bir 
şekilde hep insana ve hayata temas edecek, bu hassasiyetlerimiz nedeniyle.
Hendese’nin ömrü uzun ve bereketli olur inşallah. Bu arada 5. Dergi günlerinde en iyi kapak tasarımı 
dalında ödül aldınız. Bunun için de tebrik ederiz sizi. 
Son olarak neler söylersiniz bizlere?

Söyleşinin başında da söylediğim gibi dergi camiasında bir boşluk var ve biz bu boşluğu elimizden geldiğince doldurmaya çalışıyoruz. 
Hendese’nin en önemli vasfı kaygılarının olması, kimseye hoş görünmek gibi bir derdinin olmamasıdır. 
İçinde bulunduğumuz dönemde, maalesef yaşadığımız en büyük sıkıntı insanı es geçiyor olmamız. Hendese yeri geldiğinde 
eleştirmekten sakınmayan, yeri geldiğinde de tebrik etmekten geri durmayan bir anlayışa ve yayın politikasına sahip. Tabi 
yaptığınız eleştirilerin dozu ve üslubu çok önemli; biz, bu çizgileri geçmemeye çalışıyoruz. Ve ne yapıyorsak yapalım, güzeli bulmaya 
veya bulunmasına vesile olma adına yapıyoruz. 
Son olarak “Marifet iltifata tabiidir” derler bu kadar emek sarf ettikten sonra derginin okuyucular tarafından beğenilmesi de bizi 
çok mutlu ediyor. 
Ben, Hendese adına öncelikle röportaj yapma şerefini veren size, sonrasında tüm Büyükşehir Ailesi Bülteni çalışanlarına teşekkür 
eder ve yayın hayatınızda başarılar dilerim.
http://www.hendesedergisi.com/
Yorum Yazın
(Lütfen karakterleri girin.)
Yorumlar