Şehir ve Teknoloji
181 kez okundu

Pdf Olarak İndir


Teknolojinin olmadığı bir hayatın bile düşünülemediği bir dünyanın insanlarıyız. Modern dünyanın en öne çıkan unsuru olarak teknoloji, yediden yetmişe hiç bir insanın kendisine kayıtsız kalmasına müsaade etmeyecek kadar hayatımıza girmiş durumda. İnsanlar hayatiyetlerini sağlayabilmenin yegâne gereği olarak tekniğin elde bulundurulmasını görüyor.

Bugün teknik ve teknolojinin günlük hayatta olan egemenliği küçümsenmeyecek boyutlara varmış durumda. Şehirlerde yaşayan insanlar için teknik, sabahtan akşama, beşikten mezara her çalışmanın, her işleyişin yanı başında vazgeçilmez bir unsur olarak kendini gösteriyor. Yaşama araçları doğrudan doğruya teknolojinin ürettiğinden ibaret, gıdaların elde ediliş yolları hatta yollarını bırakın kendileri bile artık teknolojinin güdümünde.

Günümüzdeki şehirler sürekli olarak hızlı ulaşıma zorlandığından ve gitgide daha az yürüdüğümüzden mesafe, zaman ve mekân, kavramlarımız önemini kaybediyor. Aynı zamanda görme alışkanlığımızı kaybettik ve çevreye bakışımız da değişti.

Artık modern şehirlerde yaşayan insanların doğa ile ilişkileri yok denecek kadar az. Elektrik ışıkları ile aydınlatılmış geceler, yalnız gezdiğini ancak şarkılarda işittiğimiz ancak göremediğimiz hatta görme ihtiyacı dahi hissetmediğimiz yıldızlar, yağmurdan sonra nasıl koktuğunu dahi unuttuğumuz toprak, çocukluğumuzda seher vakitlerinde cıvıltıları ile bizleri uyandıran kuşlar, denizin hışırtısı artık bizim için hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü doğaya ait bu sesler artık bizim yabancımız olmuş durumda. Toprak kokusu yerini egzoz kokularına, kuş sesleri araçların gürültülerine, gökyüzündeki yıldızlar Tv programlarına yerlerini bırakmış durumda. Gökyüzü meteorolojik bir olgu olarak bile görülmüyor, havanın nasıl olduğunu öğrenmek için dahi gökyüzüne bakmıyoruz. Çünkü havanın nasıl olduğunu söyleyen akıllı telefonlarımız var. Yıldızlar ancak şarkılarda yalnız geziyor. Çünkü modern şehrin insanı için yok hükmündeler. Şehirleri bir baştan bir başa kateden elektrik ışıklarına yenildiler. Evet, yıldızlar hayatımızda yok hem de uzun bir süredir ve kimse onların yokluğundan dert yanmıyor.

Şehirler teknolojinin de yardımıyla insana konuşmasına dahi gereksinim duymadan işlerini yapabilme becerisini ve imkânını sunuyor. Yeter ki, sizin yerinize konuşacak kadar akçeyi yanınızda bulundurmuş olun.

2050 yılında dünya nüfusunun %70 i şehirlerde yaşayacak klişesi gerçekleştiğinde yahut şehirler “Odak Şehir”, “Marka Şehir”, “Akıllı Şehir”, “İnnovatif Şehir” vb. isimlendirmelerden biriyle anılmaya başladığında bundan kim fayda sağlayacak şehrin kendisi yahut ahalisi mi yoksa küresel iktisadi aktörler mi?

Teknolojiye karşı değiliz ancak batı medeniyetinin ürettiği kavramların ve o kavramların hayat bulmasına olanak sağlayan teknolojinin kayıtsız şartsız kabul edilmesinin ne tür zararlara yol açacağını hesaba katmanın sorumluluğunun bilinmesi gerektiğini ifade etmeye çalışıyoruz. Çünkü her teknolojik ürün beraberinde batının moral değerlerini temsil ederek bizimle buluşuyor ve her teknoloji içinde doğduğu toplum için bir misyon yüklenmiş durumda.

Teknolojinin şehirleşme ve şehir nüfusunun artması yönündeki gayretleri bu kabulün yol açtığı sorunları modernleşmenin karşılığı, zamana ayak uydurmanın tabii bir sonucu olarak görüyoruz. Eğer bir şeyler yapılmazsa şehirlerimiz, uygarlığın insan bedeniyle ruhunu öldürdüğü yerler olarak tarihe geçecekler ve biz o zaman biz olarak kalmış olmayacağız.