Akıllı Şehir
172 kez okundu

Pdf Olarak İndir


Muhterem Hendese dergisi okuyucuları,

Dergimizin yedinci sayısıyla karşınızdayız. Dijitalin her geçen gün kâğıda karşı yeni bir galibiyet aldığı, anlı şanlı dergilerin basılı yayın hayatından çekildiği günlerde bu cümlemiz adeta bir haber değeri taşıyor. Elhamdülillah diyelim o zaman.

Bu sayıda kendisine özel bir yazı ayırdığımız değerli ağabeyimiz ve kıymetli şair İbrahim Tenekeci’nin de dediği gibi: “Her dergi, ayrı bir evdir, hanedir. Evler yan yana gelir ve ''edebiyat sokağı''nı oluştururlar. Onca olumsuzluğa rağmen, bu sokak, en değerli varlıklarımızın başında gelir.” Hendese dergisi bu sokağa taşınalı çok olmadı. İnşallah bu sokakta kalıcı olacak.

Dikkat buyurursanız dergilerden bahsederken edebiyat sokağı tabirini kullanmış şair. Demek ki bu hususta yalnız değiliz. Hendese dergisi olarak hemen her sayımızda az veya çok şehre dokunan yazılar barındırıyoruz. Bu sayıda da yaşadığımız şehre dair hayallerimiz yakamızı bırakmıyor. Bu sefer “Akıllı Şehir” kapak konusuyla meseleye farklı bir açıdan bakıyoruz.  Fatih Gündoğan’ın deyimiyle şehrimizi “yaşadığımız çağın enstrümanlarıyla” idealimizdeki İstanbul’a yaklaştırabilir miyiz diye sorguluyoruz.

Farklı ihtisas kollarından okuyucularımızı da düşünerek “neymiş peki bu yaşadığımız çağın enstrümanları?” diye de sorguluyoruz. İşte bu enstrümanların arasında belki de en başta gelenlerinden birisidir yapay zekâ. Yapay zekâyı Abdullah Karadağ’ın kaleminden okurken El-Cezeri ile Karel Capek zihinlerimizde birbirine yaklaşacak. İlmin insanlığın ortak mirası olduğunu bir kez daha idrak edecek ve bize hizmet için tasarladığımız robotlardan gün gelip de nasıl korktuğumuzun farkına varacağız.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve TC Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi ve Tekder üyemiz Sayın Dr. Hayri Baraçlı ile yaptığımız röportajda dünya başkenti İstanbul’umuzun akıllı şehir yolculuğunu konuşuyoruz. Baraçlı, akademisyen ve belediye yöneticisi şapkalarıyla konuya farklı açılardan yaklaşarak okuyucuyu bilgilendiriyor.

Akıllı şehrin ayrılmaz bir parçası da sürdürülebilir bir çevre politikasıdır. Fatih Hoşoğlu’nun yazısı iklim değişikliği odağında bu önemli konuya değiniyor.

Estetik ve zarafet anlayışlıyla Prof. Dr. Sadettin Ökten hocamızdan izler taşıyan genç mimar yazarımız Enes Aluç’un şu sözünü şehrin görünür yerlerine asmak gerekir “(İstanbul’un) Bir müze objesi gibi seyredilmeye değil, makul nüfus ve dolaşım ile yaşatılmaya ihtiyacı var”. Bir başka mimarımız Semih Akşeker’in uyarıları da bizi derinden sarsıyor: “İnsanoğlunun yeryüzünde en yüce gayesi kent/uygarlık kurmak değil, öncelikle kimseye zulmetmemek, merhamet ve adaleti tesis etmeye çalışmaktır.”

Künyesinde de yazdığı üzere Hendese dergisi aynı zamanda bir düşünce dergisi. Bu sayıda Yunus Çolak’ın kaleminden Gülzar Haydar’ın düşünce dünyasına konuk oluyoruz ve bize şu muhteşem cümlelerden ikram ediyor: “…Karşısında yuvarlanacağımız uçurum ile savaşmak anlamsızdır, ancak yuvarlanmamak için dümeni kullanma hakkımıza sahip çıkmamız gerekir.” “…İstanbul, onun için, kentlerdeki krizin konuşulabileceği ve bir çözüm ışığı sunabilecek yegâne yerdir.”

Mekânla ilgili bu kadar bahisten sonra yepyeni bir mecraya kulak kesiliyoruz. Belli bir yeri, yurdu, mekânı olmayan yurtsuzlara ya da başka bir deyişle internet vatandaşlarına… Musa Yılmaztürk teknolojik dönüşümün gönüllü işçileri olan “netizen”lerin dünyasına bizi misafir ediyor.

Şehir konusunu şehir(li)lerin başına bela olabilecek en büyük tehlikelerden, siber güvenlik ve veri mahremiyetinden bahsetmeden kapatmıyoruz. Bu alanda geniş bir tecrübesi bulunan Ruşen Özkan bize sadece “büyük birader”i değil gönüllü olarak onun gözetimine giren modern teknoloji bağımlılarını anlatıyor.

Son olarak mühendislik tasarım ve uygulamalarına ışık tutacak iki yazıyla Ümit Güneş ve Ömer Kara dergimize konuk oluyor.

Bu sayımızda şehrimizde hali hazırda olup bitenleri paylaştığımız renkli bir bölüme de yer verdik. “Şehirde Neler Oluyor” köşemizi beğenmenizi umar iyi okumalar dileriz.